OCAK / JANUARY-2013
Bazı insanlar, içinde yaşadıkları topluma yetenekleri ve edindikleri kültür değerleriyle katkıda bulunurlar. Bu gibiler çoğunlukla politikacıların, sanatçıların ve bilim adamlarının arasından çıkarlar. Halka sağladıkları kazanımlara baktığımızda, çağın
özelliklerini yakalamak için özel pencereler açtıklarını görürüz.

Zeki Beyner, tesadüflerle de olsa ömrünü hem Türk insanının yaşamına katkıda bulunmaya hem
GERİ DÖN / BACK
 
ERGİN GÜLEN
(karikatürcü)
de Türk Karikatür sanatına yenilikler getirmeye adamış cesur bir çizerdi. Fakir halkı temsil etmek üzere "kıçı yamalı pantolon" desenini ilk kez kullanan karikatüristti, bu biçimle ölümsüzleşirken sosyal düşünceden yana hareket etmekten kaçınmıyordu. Beraber çalıştığımız devrede Çetin Emeç gibi güçlü bir genel yayın yönetmeninin, "Zeki Bey, burası Akbaba değil! Burada şunun gibi çizmen gerekir," demesine karşın o, bildiğinden şaşmamış, dergi kapanıncaya kadar da ödünsüz çizmişti...


Karikatürün burjuvalarına karşı sessiz bir savaş vermiştir...




 








Yakın arkadaşı olarak ben onun sanatını ve kişiliği ayrı ayrı düşünürüm ve benim için karakteri her zaman önde gelir: Okul eğitimi almamış olmasına rağmen kendisini otoritelere kabul ettirecek kadar iradeli davranmış, karikatür sanatının burjuvalarına karşı sessiz bir savaş vermiştir. Dönemin Başbakanı ile yemek yerken Cumhurbaşkanı'nın nezdinde bulunmuştur. Ancak hiçbir yerde ve konumda kişiliğinden ödün verdiğini söyleyecek bir kişinin daha bulunması mümkün değildir.
Bana göre Zeki Beyner, sanatı ve kişiliği ile karikatürist olmak isteyen herkese örnek gösterilecek özelliklere sahip biridir.


"Yerim dar," diyenlere dudaklarını kıvırarak güldünü görür gibiyim. Anadolu Üniversitesi'nin İletişim Fakültesi öğrencilerinin benden karikatür hakkında bir konuşma yapmamı istedikleri bir sırada, farkında olmadan Zeki Beyner'i anlatmaya başlayınca şaşırdığımı hatırlıyorum. Kâğıt, kalem ve silgiden uzak kaldığında bile eser verebilecek kapasiteye sahip biriydi. Onu öğrencilere, özellikle bu yönü ile örnek vermek istemiştim. Çünkü ben hâlâ, "bu durumda Zeki olsaydı ne yapardı," diye düşünmem nedeniyle ondan güç almaya devam ediyorum...

Ömrünü nüfus cüzdansız geçiren Zeki Beyner'in emekli olabilmesi için Hürriyet Holding hakkında dava açması gerektiğinde bana da şahidi olmak düşmüştü. Çabuk sonuçlanan duruşmalar, onun hayatını özetleyen belgelere benziyorlardı. Bu olayın ardından ilk defa bir nüfus cüzdanı sahibi oldu.

Kıvrak bir zekâya sahip olan Zeki Beyner, sanatının doruğuna erişirken özgün deseniyle de kendisine ayrı bir yer edinmişti. Çalışma tarzı, işverenlerle olan ilişkileri, farklı huysuzlukları ve erişilmesi zor olgunluğu ile saygı duyulacak biri olarak yaşadı.
Kapısı çalındığında, "evde yokum," diyecek kadar aykırı davranmasına rağmen, her aylığını aldığında ondan para yardımı istemeğe koşan çizerlere hiçbir zaman "yokum" kelimesini kullanmadı...

Onu her zaman saygıyla anıyorum. (Küçükkuyu, 5.8. 2013)

(FENAMİZAH e-dergi, Eylül 2013, Sayı: 19)

http://www.fenamizah.com/e_magazine/index.html
Aziz Nesin'in Çatalca'daki çiftliğinden bir fotoğraf... Soldan sağa, Zeki Beyner, Ergin Gülen, Necmi Rıza Ayça, Aziz Nesin ve Tonguç Yaşar... (FOTOĞRAF: TONGUÇ YAŞAR'IN ARŞİVİNDEN.)