OCAK / JANUARY-2013
Yoksulun ve yoksulluğun çizgili dili Zeki Beyner, 8 Eylül 2002 Pazar günü tedavi görmekte olduğu Kartal SSK hastanesinde yaşama veda etti.

Türk karikatürünün özgün imzalarından biri olan Beyner 1936 yılında İstanbul'da doğdu. Küçük yaşta anne ve babasını yitirdi; çok büyük sıkıntılar içinde sürdürdüğü öğrenimini yarıda bırakarak çalışmaya başladı. Çocukluk ve ilkgençlik yılları
GERİ DÖN / BACK
 
KÜRŞAT COŞGUN
(karikatürcü)
Bir garip ölmüş diyeler...




 








boyunca su satıcılığından kömür toplayıcılığına, tabelacılıktan fabrika işçiliğine kadar birçok iş yaptı.

Yüzünde henüz çocukken oluşan çizgilerin ileride bir çizer olacağının habercisi olduğunu söyleyen sanatçı, yaşamı boyunca çektiği sıkıntıları bir özgeçmişinde şöyle belirtiyor:

"1936 yılında İstanbul'da doğmuşum. Hem de yaşlanmış olarak. Yüzümde bir sürü gereksiz çizgi belirmiş. Hayatta çekeceğim sıkıntılar daha o zaman içime doğmuş olmalı ki, dünyaya gelişime bayağı üzülmüş, aylarca susmak bilmemişim."

"Ben de yaparım" dedi, yaptı
Karikatür yaşamı 1955 yılında, yırtık bir gazete parçasının sağ alt köşesinde gördüğü bir karikatürün hoşuna gitmesi ve "bunu ben de yaparım" demesiyle başladı ve yaklaşık yarım asır devam etti.

İlk karikatürü 1955'te Akbaba'da yayımlandı. Kısa aralıklarla çalıştığı Yeni İstanbul, Taş, Taş-Karikatür, Amcabey, Papağan, Pardon, Son Saat, Çarçaf gibi dergi ve gazetelerin dışında, Akbaba'da 25, Çarşaf'ta ise 15 yıl çalıştı.

1962'de Bordighera (İtalya) Senato Ödülü'nü kazandı; 1968 ve 1969 yıllarında çizgileri Montreal (Kanada) karikatür yarışmasının albümüne alındı. 1970 yılında ilk karikatür albümü olan Keşkül-ü Fukara E Yayınları tarafından, kendi adını taşıyan ikinci karikatür albümü, 2000 yılında Karikatürcüler Derneği tarafından Nasrettin Hoca'nın Torunları dizisinden yayımlandı. İlk ve tek kişisel sergisini ise 1994 yılında İstanbul'da açtı.

Hep yaşadığını çizdi
Çizgi sanatları konusunda hiçbir eğitim görmeyen Beyner, karikatüre başladıktan çok kısa bir süre içinde kendi özgün çizgilerini buldu. Bu çizgiler, yarım yüzyıl boyunca, karikatür severlerin onun imzasını bile görmeden tanıyacakları sımsıcak, bizden çizgilerdi.

Zeki Beyner nasıl yaşadıysa, sanatında hep onu yansıttı. Saç-baş dağınık, üstü başı hırpani, yalınayak yoksullar onun çizgi dünyasının en belirgin karakterini oluşturdu. Toplumun en yoksul kesimlerini yaşamlarından çarpıcı kesitlerle ve gerçekçi bir dille sundu izleyicilerine. Çünkü o bu kesimi çok iyi biliyordu ve bunun için, karikatürist-araştırmacı Ferit Öngören'e göre özellikle 1960-1970 döneminin en etkili iki çizerinden biri (diğeri Cafer Zorlu) olmuştu.

Yoksullar öksüz kaldı
Zeki Beyner'in ölümü Türk karikatürü ve mizah yayıncılığımız için gerçekten çok büyük kayıp. Özellikle de yıllarca sözcülüğünü yaptığı yoksulların boynu bükük kaldı.

Tek tesellimiz, dergi sayfalarında, kitaplarında ondan bize kalan binlerce karikatür!

(FENAMİZAH e-dergi, Eylül 2013, Sayı: 19)

http://www.fenamizah.com/e_magazine/index.html
 
TÜRK KARİKATÜRÜNÜN USTALARINDAN ZEKİ BEYNER PORTRELERİ...




 








Cafer Zorlu'nun çizgisiyle, Zeki Beyner...




 








Semih Balcıoğlu'nun çizgisiyle, Zeki Beyner...




 








Güngör Kabakçıoğlu'nun çizgisiyle, Zeki Beyner...