OCAK / JANUARY-2013
GERİ DÖN / BACK
Zeki Beyner'i konuşmak için, karikatürümüzün duayen ismi Tonguç Yaşar'la, Küçükçekmece Basınköy'deki evinde buluştuk. Zeki Beyner'i, hayattayken son günlerini yaşadığı kapı komşusu Tonguç Yaşar anlattı. "Zeki'yi Akbaba'da çalışırken tanıdım. Çekingendi. Biz aylık maaşlı olarak derginin kadosundaydık. Zeki karikatürlerini bırakıp giderdi. Cumartesi günleri de gelir, parasını alırdı. Aziz abi (Nesin) onun içine kapanıklığını, saflığını, dürüstlüğünü çok severdi. Uzun zaman destek vermiştir. Zeki, Akbaba'ya çizdiği karikatürlerini dışarıdan getirirdi. Öğrendik ki; karikatürleri, Sirkeci'deki Büyük Postane içinde bulunan, ortadaki çemberli yerdeki insanların mektup üzeri ya da havale kağıdı doldurdukları dayanak üzerinde çizermiş, ayak üstü.

O zamanlar, dergiye bıraktığı karikatürlerini çizdiği kağıtlar da ilginçti. Yırtık pırtık, buruşuk kağıtlar üzerine çizmiş olurdu. Yırtılmış kağıdın bazı yerlerini de, bir başka kağıt parçasıyla yama yaptığını hatırlıyorum."
Tonguç Yaşar anlatıyor: Zeki Beyner'i Akbaba'da çalışırken tanıdım...




 








Tonguç Yaşar, Zeki Beyner'in en yakın arkadaşının Vedat Saygel olduğunu söylüyor. Ta ki Vedat Saygel'in ölümüne kadar. Sonrasında da zaten Zeki Beyner de fazla yaşamadı. Tonguç ağabey anlatıyor; "O yıllarda bunlar Zeyrek'te, cami kompleksi içinde yer alan bir yerde birlikte kalıyorlardı. Zaman zaman biz de giderdik. Vedat çok iyi yemek yapardı. Bir gün, Vedat Saygel, 'Yahu
Zeki bugün canım sütlaç çekti. Bakkaldan süt alıp gel de yapayım, birlikte yiyelim.'  der. Zeki o gün biraz asabidir, 'Niye ben alıyorum, git sen al.' diye karşı çıkar. Aralarında ki kısa süreli münakaşa sonrası iskambil oynamaya karar verirler. Yenilen, gidip bakkaldan süt alacaktır. Fakat alınan sütü, tenceredeki pirinç çabucak çeker. Bir kaç kez bakkala gidip yeni bir süt daha almaları gerekir. Fakat her defasında, bakkala kimin gideceği konusunda zıtlaşırlar ve iskambil oyununa başvururlar. Kaybeden gidip bakkala bir süt daha alır. Ne var ki, sütlaç bir türlü istedikleri kıvamı tutmaz. En son süt almaya gidildiğinde, bakkal dayanamaz merakla Vedat'a sorar. 'Yahu sabahtan beri gelip gelip süt alıyorsunuz. N'apıyorsunuz Allah aşkına!' Vedat, durumu anlatır. Bakkal, 'Siz pirinci sütle mi haşlamaya çalışıyorsunuz?' diye kahkahalarla güler..."
(FENAMİZAH e-dergi, Eylül 2013, Sayı: 19)

http://www.fenamizah.com/e_magazine/index.html
Aziz Nesin'in Çatalca'daki çiftliğinden bir fotoğraf... Soldan sağa, Zeki Beyner, Aziz Nesin, Necmi Rıza Ayça,  ve Tonguç Yaşar... (FOTOĞRAF: TONGUÇ YAŞAR'IN ARŞİVİNDEN.)